Y ü k l e n i y o r

Organize Sanayi Bölgelerinde, kendisine tahsisli sanayi parselinin tapusunu mevzuatın aradığı koşulları sağlayarak alan bir katılımcının, mülkiyetindeki tesisi satması/devretmesi halinde, satın alan/devralan yeni katılımcının da üretim faaliyetinde bulunması gerektiği tartışmasızdır.

Tarih: 24.03.2026

     Organize Sanayi Bölgelerinde, kendisine tahsisli sanayi parselinin tapusunu mevzuatın aradığı koşulları sağlayarak alan bir katılımcının, mülkiyetindeki tesisi satması/devretmesi halinde, satın alan/devralan yeni katılımcının da üretim faaliyetinde bulunması gerektiği tartışmasızdır.

     Bununla birlikte; uygulamada, sanayi parselinin mülkiyetini katılımcıdan devralan yeni katılımcıların, üretim faaliyetinde bulunmadığı, sanayi parselini depolama amacıyla kullandığı ya da boş bıraktığı görülebilmektedir. 
 
     Belirtmek gerekir ki; OSB’lerin birincil amacı, sağlıklı, ekonomik, güvenilir nitelikte gerekli altyapı, üstyapı, sosyal tesisler ve teknoparklarla donatılmış planlı bir üretim alanı oluşturmaktır.  Dolayısıyla OSB’ler, kamu yararına faaliyette bulunmakta ve kamu hizmeti yapmaktadırlar. Bu itibarla, kamusal amaçlarını gerçekleştirebilmek için, sanayi parsellerinin boş kalmaması ve bir an önce mevzuatın aradığı koşullarda üretim tesislerinin kurularak faaliyete geçilmesinin sağlanması için gerekli tedbirleri almak görev ve yükümlülükleri bulunmaktadır.
 

     4562 sayılı Kanunun 18’inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsalar hiçbir şekilde tahsis amacı dışında kullanılamaz.” hükmü, beşinci fıkrasında ise “Bu husustaki yasaklara aykırılığın mahkemece tespiti hâlinde, arsa kimin tasarrufunda olursa olsun tahsis veya satış tarihindeki bedeli ile geri alınarak bir başka katılımcıya tahsis ve satışı yapılır.” hükmü yer almaktadır.

     Belirtilen yasal çerçevede; OSB’de bulunan sanayi parselinin tapusunu mevzuatın aradığı koşulları yerine getirerek alan katılımcıdan devralan yeni katılımcıların da üretim faaliyetinde bulunması gerektiği, aksi halde 4562 sayılı Kanunun 18’inci maddesinin yukarıda yer verilen hükümleri çerçevesinde tahsis veya satış tarihindeki bedeli ile geri alınarak bir başka katılımcıya tahsis edilmesinin mümkün olacağı, ancak bunun sağlanabilmesi için tapu iptal ve tescil davası açılması gerektiği değerlendirilmektedir.

     Son olarak, Anayasanın mülkiyet hakkını düzenleyen 35’inci maddesinde yer alan “Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmünü hatırlamakta yarar görülmektedir. Hiçbir gerçek ya da tüzel kişinin kişisel menfaati ve dolayısıyla sanayi parseli üzerinden rant beklentisi, OSB alanında sanayi faaliyeti gösterilmesindeki toplum yararının önüne geçemeyecektir.

     Açıklanan nedenlerle, katılımcıya ait sanayi parselini devralan yeni katılımcının, üretim faaliyetinde bulunmaması halinde; OSB tarafından, üretim faaliyetine başlanması ya da mülkiyetin OSB’ye devri için makul bir süre tanınmasının ve bu sürenin sonunda üretime başlanmaması ya da mülkiyetin OSB’ye devredilmemesi halinde yasal yollara başvurularak sanayi parselinin mülkiyetinin OSB’ye dönüşünün sağlanarak üretim yapacak başka bir katılımcıya tahsis yapılacağı konusunda ihtarda bulunulmasının, verilen sürede üretime geçilmediği ya da mülkiyetin OSB’ye devredilmediği takdirde parselin OSB adına tescili için tapu iptal ve tescil davası açılmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim Yargıtay 7. Dairesi benzer bir olayda, bu yönde karar vermiştir.